Yeme Bozukluklarıyla İlgili Doğru Bilinen 9 Yanlış

ct_eatingdisorder-1280x720.jpg

Yeme Bozukluklarıyla İlgili Doğru Bilinen 9 Yanlış

 

Yeme bozuklukları uzun yıllardır bilinen psikiyatrik hastalık kategorisinde tanımlanmış bir bozukluktur. Buna rağmen özellikle toplum anlamında bu bozukluklara dair bilgimiz maalesef oldukça az. Bunun en büyük sebeplerinden birisi ise damgalanma korkusudur. Psikiyatrik çoğu hastalıkta da tıp alanında sık yaşanılan bir problem olan damgalanma korkusu, çoğu hastalığın belirlenmesi ve tanı koyulmasını engellediği gibi hastalıkların gizli kalarak ilerlemesine sebep olmaktadır. Yeme bozukluklarıyla mücadele eden bireyler tamamen iyileşebilecekken bu şikayetlerini dile getirmekten çekindiklerinden veya farkında olmadıklarından yıllarca bu problemle yaşamak hatta en kötüsü bu sebeple hastaneye yatmaktadırlar. Toplumda yeme bozukluklarıyla ilgili bilgi az olduğu gibi aynı zamanda da doğru bilinen yanlışlar vardır. Bu önyargıları yıkmak ve yanlış bilinen bilgiler yerine doğrularını koymak bu anlamda farkındalık yaratmak adına çok değerli. Yeme bozukluklarından geniş bir şekilde bahsettiğim bloğa göz atarak, testi çözebilir ve yeme alışkanlıklarınızı değerlendirebilirsiniz.  O zaman hazırsak bakış açımızı değiştirmenin, yanlış bilinenleri doğruya çevirmenin tam zamanı!

 

Yanlış: Birinin yeme bozukluğuna sahip olduğunu görünüşünden anlayabiliriz.

Doğru: Yeme bozukluğuna sahip bireyler aslında aşırı hasta olsalar bile tamamen sağlıklı görünebilirler.
İnsanlar genellikle birisinin yeme bozukluğu olup olmadığını sadece ona bakarak anlayabileceğinize inanırlar. Bunun nedeni, çoğu insanın yeme bozukluğu olan bir kişiyi çok zayıf bir kişi olarak düşünmesidir. Gerçek şu ki, yeme bozuklukları farklı şekillerde ve farklı beden ağırlığındaki insanlar arasında ortaya çıkabilir. Yeme bozukluğu yalnızca zayıf olmaya yol açmaz. Aksine vücut üzerindeki etkileri son safhaya ulaşsa bile dışarıdan anlaşılmayabilir. Bu konuda en doğrusu bir kan tahlili ve diğer testler ile check-up yapmaktır.

 

 

Yanlış: Tamamen ailelerin hatasıdır.

Doğru: Aileler suçlanmamalıdır. Özellikle iyileşme döneminde aileler bireyin en büyük destekleyicileridir.

Yıllarca, ebeveynler, özellikle anneler, yeme bozukluklarına neden oldukları için suçlandılar.Buna hala yaygın olarak inanılmaktadır. Son araştırmalar sayesinde bunun yanlış olduğunu biliyoruz. Yeme bozuklukları, genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklanır. Ailelerin çözüme güçlü bir şekilde katkıda bulunabileceğini eklemek gerekmektedir. Yeme bozuklukları ailenin yeme alışkanlıkları ve tutumundan etkilenebilir fakat tek sebebi bu değildir.

 

 

Yanlış: Yeme bozuklukları bir seçimdir.

Doğru: Yeme bozuklukları bir seçim değil, biyolojik olarak temeli olan ciddi hastalıklardır.
Yeme bozuklukları genellikle seçim ve gösteriş hastalıkları olarak veya aşırı bir diyetin kasıtlı olarak benimsenmesinin sonucu ortaya çıkmış olarak düşünülmektedir. Hatta toplumda ‘’şımarıklık’’ olarak geçtiği bile olmaktadır. Bununla birlikte, bu bozuklukların kökenleri oldukça karmaşıktır. Kişilerin tercihi değildir.  Yeme bozuklukları bireylerin vazgeçmesi gereken diyet alışkanlıkları olarak görülmemelidir. Düşük kiloda kalma ve kısıtlayıcı yeme alışkanlıkları, bir bireyin psikolojik işleyişini biyolojik olarak değiştirir ve sağlam bir şekilde bireyin hayatına kök salar.

 

 

Yanlış: Yeme bozuklukları, beyaz üst-orta sınıf genç kızların sahip olduğu hastalıklardır.

Doğru: Yeme bozuklukları, tüm cinsiyet, yaş, ırk, etnik köken, vücut şekli ve beden ağırlığı, cinsel yönelimler ve sosyoekonomik durumlardan insanları etkilemektedir. Özellikle ‘’manken hastalığı’’ olarak bilinen yeme bozuklukları sadece kadınları etkilemez. Aksine sadece dillendirilmediği için toplumda böyle bilinmektedir. Yeme bozuklukları hem erkekleri hem de kadınları, farklı etnik kökenlerden aileleri ve çeşitli ekonomik koşullardan insanları etkiler. Bu tehlikeli efsane, klişeye uymayan birçok kişinin yeme bozukluğu olduğunu fark etmesini ve yardıma erişmesini engellemektedir. Doğru bilinen yanlışlar yüzünden kişilerin kendi farkındalığını kaybetmesine yol açabiliyoruz.

 

 

Yanlış: Yeme bozuklukları hayatın bir dönemini etkileyen, vücut üzerinde ciddi etkisi olmayan hastalıklardır.

Doğru: Yeme bozuklukları hem intihar hem de tıbbi komplikasyonlar için yüksek risk taşıyan, ileri seviyelerde ölüme sebep olan ciddi hastalıklardır.
Tüm yeme bozuklukları – bulimia nervoza ve aşırı yeme bozukluğu dahil – hastalığa eşlik eden bir ölüm riski taşımaktadır. Tıbbi komplikasyonlar, tüm vücut sistemleriyle ilgili sorunları içerebilir. Bu sorunlardan ‘Bulimiya Nervosa Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey’ konulu blog yazımda ayrıntılı bir şekilde bahsettim. İntihar, yeme bozukluğundan muzdarip birçok kişi için yaygın bir ölüm sebebidir.

 

 

Yanlış: Bunların tek suçlusu toplum, toplumdaki güzellik algısı ve sosyal medyadır.

Doğru: Genler ve çevre, yeme bozukluklarının gelişmesinde önemli roller oynar.
Yeme bozukluklarına neden olan faktörler karmaşıktır ve iyi anlaşılmamıştır. Mevcut araştırmalar, anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve aşırı yeme bozukluğu riskinin yaklaşık % 40 ila% 60’ının genetik olarak geliştiğini göstermektedir. Bu anlamda kişinin genetik yükü önemli olmaktadır. Genetik yükümüzü seçemediğimiz için burada şans devreye girmektedir. Genlerimize göre hepimizin yatkın olduğu hastalıklar bulunuyor. Her önleyici tedbire rağmen, aşırı yüksek genetik riske sahip olanlar, bir veya iki zararsız tetikleyici olaydan sonra yeme bozukluğu geliştirebilirler. Düşük genetik riske sahip bireyler ise çok sayıda çevresel risk faktörüne maruz kalmasına rağmen bir yeme bozukluğu yaşamadan hayatlarına devam edebilirler. Son yıllarda sosyal medyanın güzellik algısı üzerindeki etkisi her ne kadar artsa da yeme bozuklukları çevresel faktörlerden etkilenen bir mod değişikliğinden fazlasıdır. Biyokimyasal bozukluk olarak geçmektedir.

 

 

Yanlış: Genler kaderdir. Eğer yatkınlık varsa kesinlikle yeme bozukluğu ortaya çıkar. Bakınız: Zaten ailemde de vardı. Kesin bende de var.

Doğru: Genler bir bireyin yeme bozukluğu geliştirip geliştirmeyeceğine dair tek başına bir sebep değillerdir.
Tek bir yeme bozukluğu geni olduğu şüphelidir. Daha büyük olasılıkla, birkaç gendeki değişimler ve evrimler, belirli bireylerin bu bozukluklara yönelik riskini arttıracak veya azaltacak şekilde çevresel faktörlerle etkileşime girmektedirler.

 

 

Yanlış: Yeme bozuklukları yaşam boyu devam eden kronik hastalıklardır. Bir kere ortaya çıktıysa hep devam eder.

Doğru: Yeme bozukluğundan tamamen kurtulmak mümkündür. Erken teşhis ve tedavi oldukça önemlidir.
Geçmişte bu alanda etkili tedaviler yoktu ve çoğu yeme bozukluğu hastası bu nedenle kronik olarak bu sorunu yaşayarak hayatını devam ettirdi. Beslenmenin düzenlenmesine öncelik veren ve belirtileri doğrudan ele alan tedavilerin erken uygulamaya konmasıyla, her geçen gün daha fazla hasta tamamen iyileşmekte ve hayat kalitesi artmaktadır.

 

 

Yanlış: Yeme bozuklukları yalnızca beslenmeyle alakalı problemlerdir.

Doğru: Yeme bozuklukları hasta olan bireyin hayatını biyolojik, sosyal ve psikolojik olarak her anlamda etkileyen komplike hastalıklardır.

 

Yeme bozuklukları yalnızca besinlerle ve sofrayla alakalı olan hastalıklar değillerdir. Yeme bozukluklarına sahip olan bireyler farkında bile olmadan bozulmuş beslenme rutiniyle beraber sosyal hayatlarında birçok zorlanma yaşamaktadırlar. Örneğin vücut algılarında ciddi bir bozulma olduğundan aynanın karşısından ayrılmama durumu mevcuttur. Bunun yanı sıra kendilerine dair aşırı olumsuz yorumlarda bulunduklarından depresif bir ruh haline çok yakındırlar. Yemek yeme rutinlerinde farklı alışkanlıklara sahip olduklarından kalabalık sofralardan uzak durmak durumunda kalabilirler. Bu da kişiyi bireyselliğe, yalnızlığa ve en sonunda sosyal izolasyona itmektedir.

Bu dokuz mit ve doğru olan karşılıklarını okuduğunuzda aklınızdan neler geçtiğini tahmin edebiliyorum. Neden hastalıkla mücadele eden bir birey için veya sorunu biz yaşıyorsak kendimiz için hayatı zorlaştırıyoruz? Nasıl ki bir baş ağrısı veya hastalıkta doktora gidiyorsak ve en kısa zamanda tedaviye başlamak için acele ediyorsak, yeme bozuklukları da erken tedavi ile müdahale edilip düzeltilmesi gerekilen hastalıklardır.

Vücudumuzdaki değişimlere karşı farkındalıklı olmak, çevremizdeki bireylerin yaşadıkları zorluklara karşı gözlemci ve destekleyici olmak ve hayat kalitemizi arttırmak mümkün. Yeme bozuklukları son yıllarda ortaya çıkan hastalıklar değildir. Bu hastalıklara karşı farkındalığı arttırarak veya kendinizi gözlemleyerek hem beslenme alışkanlıklarınızı değiştirebilir hem de aynı zamanda daha huzurlu ve mutlu bir hayata adım atabilirsiniz!