Bedenini Korurken, Evreni Korumayı Unutma; Sürdürülebilir Beslen!

unnamed-6.jpg

Bedenini Korurken, Evreni Korumayı Unutma; Sürdürülebilir Beslen!

 

2020 yılında beslenme bilimi sürdürülebilirliği konuşuyor. Özellikle tüketim alışkanlıklarımızda ciddi değişime sebep olan pandeminin de etkisiyle önceliklerimiz değişti ve doğal kaynaklarımızı nasıl ve ne hızla tükettiğimiz daha önemli bir hale geldi. Sağlıklı bir yaşam tarzı oluştururken bu yaşam tarzının dünyamız için de sağlıklı olabilmesi, uzun vadede sürdürülebilir olması ve tükenebilen kaynaklara dayanmaması artık bizim beslenmemizde dikkat etmemiz gereken noktalar haline geldi. Sürdürülebilir beslenme dediğimizde de aklımıza ilk olarak bitkisel beslenmeye dayalı bir yaşam tarzı geliyor. Bu yazıda sürdürülebilir beslenme nedir ve onu nasıl sağlayabiliriz sorularına cevap bulabilirsiniz.

 

Sürdürülebilir Besinler ve Bitkisel Beslenme Nedir?

 

Sürdürülebilir beslenme dediğimizde sadece diyetten değil bir yaşam tarzından bahsediyoruz. Bu yaşam tarzında da hem kendiniz hem de gezegenimiz için ingilizce karşılığı whole foods olan işlenmemiş/sürdürülebilir besin olarak geçen besinlerin tüketimi vurgulanıyor. Kişiden kişiye değişmekle beraber bitkisel bir beslenmede ilkeler şu şekilde sıralanıyor; ‘’Whole foods’’ denilen ve işlenmemiş besinler olarak geçen besinlere diyetimizde sıkça yer vermek. Hayvansal kaynaklı besinlerin tüketimini en aza indirmek. Gün içinde yediklerimizin çoğunun sebzeler, meyveler, tam buğday unundan yapılmış tahıllar, yağlı tohumlar ve kuru yemişler gibi besinler olmasına dikkat etmek. İlave şeker, beyaz un ve işlenmiş yağlar gibi rafine gıdaları günlük beslenmemizin dışında tutmak. Mümkün olduğunca yerel kaynaklı organik besinlerin tüketimini sağlamak. Bu ilkelerle sürdürülebilir bir beslenme tüketilen gıdanın kalitesine odaklanıyor. Sürdürülebilir beslenme sık sık vegan veya vejetaryen beslenmeyle karıştırılmaktadır. Bu üç beslenme modeli ortak noktaları çok olsa da birebir aynı beslenme modelini temsil etmemektedir. Vegan beslenme tipinde bireyler süt, et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, yumurta ve bal gibi hayvansal ürünleri tüketmekten kaçınırlar. Vejetaryenler tüm et ve kümes hayvanlarını beslenmelerinden çıkarırlar, ancak bazı vejetaryenler yumurta, deniz ürünleri veya süt ürünleri yerler. Sürdürülebilir beslenme ise daha esnektir. Bu modeli takip eden bireyler çoğunlukla bitkisel beslenirler ancak hayvansal ürünler yasak değildir. Buna ek olarak sürdürülebilir beslenmede gezegenimizin sağlığı için düzenlenmiş yaşam tarzı önerileri bulunmaktadır.

 

Sürdürülebilir Bir Beslenme Modelinde Nelere Dikkat Edilir?

 

Günden güne artan iklim değişikliğinin ve doğal kaynak kullanımının dünyamız üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmanın yollarına dikkat çekilmektedir. Bu anlamda biz kendi seçimlerimizi değiştirdiğimizde ve bunu topluluklar halinde yaptığımızda uzun vadede bu olumsuz değişimleri engelleyebileceğimiz ön görülmektedir.  Bunun için başlıca odaklanılan konulardan biri karbon ayak izini azaltmaktır. Karbon ayak izi ilk olarak 2000’li yıllarda terim olarak kullanılmıştır. Kısaca birim karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsüdür. Sürdürülebilir bir beslenmede bu karbon ayak izinin azaltılması önem taşır.

 

Peki Bu Anlamda Nelere Dikkat Edebiliriz?

 

1.Yiyecek israfına son vermek

Gıda atıkları, sera gazı emisyonlarına önemli bir katkıda bulunmaktadır. Çünkü atılan yiyecekler düzenli depolama alanlarına ayrışır ve özellikle güçlü bir sera gazı olan metan yayar. 2017’de Oxford Enstitüsünün yayınladığı bir rapora göre 100 yıllık bir süre zarfında, metanın küresel ısınma üzerinde karbondioksit olarak 34 kat daha fazla etkisi olduğu tahmin edilmektedir. 2018’de yayımlanan Küresel ve Avrupa gıda tedarik zincirleri boyunca gıda atığı muhasebesi raporuna göre şu anda, gezegendeki her insanın yılda ortalama 194-389 kg kadar büyük bir miktarda yiyecek tükettiği tahmin edilmektedir. Gıda israfını azaltmak karbon ayak izinizi azaltmanın en kolay yollarından biridir.  Yemekleri önceden planlamak, kalanları kurtarmak ve sadece ihtiyacınız olanı satın almak, yiyecek tasarrufu için harika yöntemlerdir.

 

2.Daha az plastik kullanmak

Daha az plastik kullanmak, çevre dostu bir yaşam tarzına geçişin önemli bir parçasıdır. Plastik ambalajlar, plastik torbalar ve plastik saklama kapları, tüketiciler ve gıda endüstrisi tarafından gıdaları paketlemek, göndermek, depolamak ve taşımak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat tek kullanımlık plastikler sera gazı emisyonlarına önemli bir katkıda bulunmaktadır.

Daha az plastik kullanmak için bazı ipuçları:

  • Taze ürünler satın alırken plastik torbalar ve plastik ambalajlar kullanmayın.
  • Mağazaya kendi market çantalarınızı getirin.
  • Yeniden kullanılabilir su şişelerinden için ve şişelenmiş su almayın.
  • Yiyecekleri cam kaplarda saklayın.
  • Genellikle strafor veya plastikle paketlendiği için daha az paket gıda satın alın.

 

3.Daha az et tüketmek

2019’da Amerika Klinik Beslenme Dergisinin yayımladığı bir araştırma da dahil olmak üzere birçok araştırma et alımınızı azaltmanın karbon ayak izinizi azaltmanın en iyi yollarından biri olduğunu gösteriyor. 2019’daki 16.800 Amerikalı üzerinde yapılan bir çalışmada, en çok sera gazını serbest bırakan beslenme tarzının sığır eti, dana eti, domuz eti ve diğer geviş getiren hayvanlardan elde edilen etlerin dahil olduğu beslenme şekli olduğu görülmüştür. Özellikle kırmızı et tüketiminin düşük olduğu bireylerde ise açığa çıkan sera gazı miktarı azalmıştır. Dünyanın dört bir yanından gelen çalışmalar bu bulguları desteklemektedir. Çünkü Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2013’te yayımladığı rapora göre hayvancılık üretiminden kaynaklanan emisyonlar – özellikle sığır ve süt sığırları – dünyanın insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının % 14,5’ini temsil etmektedir.

Et yemeklerini günde bir öğünle sınırlamayı, haftada bir gün etsiz yemeyi veya vejetaryen/vegan yaşam tarzlarına bakış açınızı değiştirmeyi deneyerek hem kendi sağlığınızı hem de dünyamızın sağlığını olumlu yönde değiştirebilirsiniz.

 

4.Alternatif protein kaynaklarına yönelmek

Beslenmeyle ilgili haberlerin çoğunda da artık yer alan vegan köftelerden bahsediyoruz. Alternatif protein kaynakları elbette sadece vegan köfteler değil fakat et tadını alabileceğimiz ve eşit miktarda protein sağlayabileceğimiz kaynaklara yönelmek karbon ayak izini azaltan önemli bir faktör. Bu nedenle uzmanlar hem bitkisel hem de proteini yeterli karşılayan besinler üretmeye çalışıyorlar.  Bunun dışında bitkisel olarak bize iyi bir protein kaynağı oluşturacak birçok besin var.

  • Kuruyemişler
  • Kurubaklagiller
  • Yağlı tohumlar gibi

Örneğin bir porsiyon et miktarı yaklaşık 90 gramdır. Gün içerisinde bu miktarın üzerine çıkmak yerine, her gün düzenli olarak kurubaklagil, kuru yemiş, yağlı tohumlar ve tofu tüketirseniz eğer ihtiyacınız olan proteini karşılarken evrenimize zarar vermemiş olursunuz.

 

5.Süt ürünlerinin tüketimini azaltmak

Süt ve peynir de dahil olmak üzere süt ürünlerinin daha az tüketilmesi karbon ayak izinin azaltılmasında bir diğer yoldur. BMC Sağlık Araştırmaları Enstitüsü’nün 2018 yılında 2101 Hollandalı yetişkinde üzerinde yaptığı bir çalışmada, süt ürünlerinin bireysel sera gazı emisyonlarını etten sonra en çok arttıran faktör olduğu ortaya çıkmıştır.  Diğer çalışmalar da süt üretiminin iklim değişikliğine büyük katkıda bulunduğu sonucuna varmıştır. Süt sığırları ve gübreleri metan, karbondioksit, nitrik oksit ve amonyak gibi sera gazları yayar. Aslında, peynir üretmek için çok fazla süt gerektiği için peynir, yumurta ve tavuk gibi hayvansal ürünlerden daha fazla sera gazı emisyonu ile ilişkilidir. Değişime başlamak için daha az peynir yemeyi ve bitkisel bazlı sütleri tercih etmeyi deneyebilirsiniz. Bunlar; badem sütü, soya sütü, hindistan cevizi sütü, yulaf sütü, fındık sütü vb. olarak sıralanmaktadır.

 

6.Posa içeriği yüksek besinler tüketmek

Lif bakımından zengin yiyecekler yemek sadece sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda karbon ayak izinizi de azaltabilir. Bu gıdalar, ağır karbon yükü olan gıda alımınızı doğal olarak sınırlandırarak tok kalmanıza yardımcı olmaktadır. Ayrıca, diyetinize daha fazla lif eklemek sindirim sağlığınızı iyileştirebilir, bağırsak bakterilerinizi dengelemeye yardımcı olabilir, kilo kaybını teşvik edebilir ve kalp hastalığı, kolorektal kanser ve diyabet gibi hastalıklara karşı koruma sağlayabilir.

 

7.Kendi gıdalarınızı yetiştirmek

Apartmanınızın ortak bahçesi veya kendi arka bahçenizde kendi ürününüzü yetiştirmek, streste azalma, daha kaliteli bir beslenme ve gelişmiş duygusal refah dahil olmak üzere sayısız fayda ile ilişkili bulunmuştur. Büyüklük ne olursa olsun, yeşil bir arsa yaratmak karbon ayak izinizi de azaltmaktadır. Çünkü meyve ve sebze yetiştirmek plastik ambalaj kullanımınızı ve üretim bağımlılığınızı azaltır. Organik tarım yöntemleri uygulamak, yağmur suyunu geri dönüştürmek ve kompostlamak çevre üzerinde olumsuz bir etki yaratma ihtimalimizi daha da azaltabilir.