Sağlıklı Bir Cilt ve Güçlü Eklemlerin Anahtarı; Kollajen 

AdobeStock_124769354-1024x683-1.jpeg

Sağlıklı Bir Cilt ve Güçlü Eklemlerin Anahtarı; Kolajen

 

Kolajen vücudumuzdaki proteinlerin yaklaşık %25’lik kısmını oluşturan, derimizin %75’lik kısmını meydana getiren önemli bir proteindir (1). Fonksiyonel bir bileşen olan kolajen hidrolizatı, vücutta kolajen yapımını arttırarak kemik ve cilt sağlığını düzenleyici gıdalarda kullanılan popüler bir bileşen hale gelmiştir (2). Moleküler yapılarına göre yedi sınıfa ayrılmaktadır. Bu önemli bir noktadır çünkü sınıflarına göre vücuttaki işlevleri de değişmektedir.

Kolajen vücudumuzda ne yapar?

Kolajen aslında vücudumuzun yapı taşı dediğimiz proteinlerin en büyük kısmını oluşturmaktadır. Bu sebeple olmazsa olmazımız diyebiliriz. Bunun yanı sıra vücudumuzu çepeçevre sararak bizim dış etkenlere karşı ilk koruyucumuz olan derimizin de büyük kısmı kolajen yapıdadır. Cildimizin yapısını güçlendirmek, kemiklerimizin yapısını güçlendirmek, eklem ağrılarını hafifletmek ve cildin sağlığına olumlu etki sağlamak gibi birçok etki vücudumuzdaki kolajenin artmasıyla sağlanabilmektedir.

 

Kolajen takviyeleri, besin güvenliği, son tüketim tarihi ve saklanma koşullarından kaynaklı olarak güvenilir bir marka ve güvenilir bir merkezden temin edilmeli. Güvenilir marka ve güvenilir bir kaynaktan sipariş vermek için tıklayınız.

 

Kolajen Son Dönemlerde Neden Popüler Oldu?

Kemiklerimize ve cildimize sağladığı yapı güçlendirici etkisi aslında dikkatleri kolajen üzerine çekmiştir. Neden kemik yapısında sorun yaşayan insanlar için veya cilt hastalıklarında kullanılmasın? sorusu akıllara gelmiştir. Aslında sık sık duyduğumuz ‘’Kemik suyu iç, iyi gelir.’’ cümlesi çok da içi boş bir cümle değildir. Bir takviye olarak kullanılması konusunda ise kolajen ve kolajen hidrolizatı dediğimizde aynı şeyden bahsetmiyoruz. Ayrıntılarına ve farklarına yazımızda yer vereceğim. Kolajen hidrolizatı derken, kolajenin takviye olarak daha iyi emilebilen halinden bahsediyoruz.

 

Peki Kolajenin Bilimsel Olarak Kanıtlanmış Yararları Belerdir?

 

  1. Cilt Sağlığı Üzerindeki Olumlu Etkileri

Kolajen cildimizin önemli bir bileşenidir. Cildin güçlenmesine, elastikiyetine yani esnekliğine ve nemliliğine katkı sağlar. Fakat yaşlandıkça vücudumuz daha az kolajen üretmektedir. Bu da daha kuru bir cilde ve ciltte kırışıklıklar oluşmasına neden olmaktadır. Bazı araştırmalara göre; kolajen peptidlerinin veya kolajen içeren takviyelerin, kırışıklıkları ve kuruluğu azaltarak cildinizin yaşlanmasını yavaşlatmaya yardımcı olabileceğini göstermiştir (3, 4).

 

  1. Eklem Ağrılarını Azaltıcı Etkisi

Hareket etmemizi sağlayan sevgili iskeletimizin hareket için eklemlerimize, eklemlerimizin de korunmak için kıkırdaklara ihtiyacı var. İşte bu noktada kolajen, kıkırdakları koruyarak eklemlerimize destek vermektedir. Yaşlandıkça azalan kolajen miktarıyla beraber eklemlerimiz risk altına girmektedir. Örneğin halk arasında kireçlenme olarak bilinen osteoartrit gibi ilerleyici eklem hastalıklarının riski artmaktadır. Bu noktada kolajen takviyesinin kireçlenmeden doğan eklem ağrısını azaltmaya yönelik olumlu etkisi olduğunu savunan araştırmalar mevcuttur (5)

 

  1. Kas Kütlesi Artışını Destekleyebilir

Her ne kadar büyük bir kısmı deride ve kemiklerde olsa da, kas kütlesinin de %1-10’luk kısmını kolajen oluşturmaktadır. Yani aslında siz kendi vücudunuzu tanımlarken aslında biraz kolajenden ibaretim diyebilirsiniz. Çünkü hepimiz öyleyiz! Fakat bu her yaşta aynı değil. Yaşlandıkça kolajen miktarı azalıyor ve kas kaybımız ortaya çıkıyor. Bu kas kaybı sarkopeni olarak adlandırılan ve yaşlılıkta ve yetersiz beslenmede sık görülen kas zayıflığı durumunda daha da fazla. Araştırmalarda ise özellikle sarkopeni yani kas kaybı olan hastalarda kolajen takviyeleri ile bu kas kaybının önlenebileceği iddia ediliyor (6).

Bu saydığımız 3 etki aslında hakkında en çok araştırma yapılmış ve kanıtları en güçlü olan etkileri.

Fakat bunun yanı sıra kalp sağlığına olumlu etkisi olduğu, saç yapısı ve tırnak yapısını güçlendirdiği, kilo kaybına etki edebileceği ve beyin ve bağırsak üzerinde olumlu etkisi olduğu da kolajen ve sağlığımız açısından araştırma yapılan alanlardan.

 

Sadece Beslenmeyle Vücudumuza Kolajen Almak Mümkün Mü?

Vücuttaki kolajen kaybı 18-29 yaşları arasında başlıyor, 40 yaşından sonra her yıl %1 oranında kolajen kaybediyoruz. 80’li yaşlarda ise kolajen üretimi yaklaşık %75 oranında azalıyor. Özellikle serbest radikaller, sigara kullanımı, yetersiz beslenme, alkolizm ve hastalıklar nedeniyle kayıp daha da artıyor.

Kollajen kaynaklarına bakacak olursak, özellikle hayvanların bağ dokularında bulunmaktadır. Tavuk derisi, sığır eti ve balık gibi yiyecekler kollajen kaynaklarıdır.  Kemik suyu gibi jelatin içeren gıdalar da kolajen sağlar.

Jelatin, pişirildikten sonra kollajenden türetilen bir protein maddesidir.

Kollajen açısından zengin gıdalar yemenin vücudunuzdaki kolajeni artırmaya yardımcı olup olmadığını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu nokta önemli çünkü aslında kemik suyu tüketince ‘Kesin kolajenden yararlanıyorum, oh yaşasın artık daha güçlüyüm!’ diyebilmemiz için yeterli kanıt bulunmamakta ☹  Kollajence zengin gıdaların takviyelerle aynı faydalara sahip olup olmadığı konusunda da henüz insanlar üzerinde yapılmış bir çalışma bulunmuyor.

 

Peki Neden Takviyeden Bahsediliyor?

Takviyelerdeki kollajen zaten parçalanmış veya hidrolize edilmiştir yani emilime hazırdır, bu yüzden gıdalardaki kollajenden daha verimli bir şekilde emildiği düşünülmektedir.

Gelelim kolajen çeşitlerine, bu aslında ben neden kolajene ihtiyaç duyuyorum? İhtiyacıma göre bana hangi türü lazım sorusunun en güzel cevabı. Yazının başında da bahsettiğim gibi kolajenin farklı tipleri var. Farklı kolajen tiplerinin de farklı dokularda farklı yoğunlukta oldukları biliniyor.

Cildimizin yüzde 70’ini tip 1 ve 3 kolajen oluşturuyor.

Bu durumda eğer kolajeni cildinize destek için kullanacaksanız tip 1 ve 3 kolajen karışımlarını özellikle de tip 1 kolajen tercih etmeniz lazım. Saç ve tırnaklarınızın bütünlüğü için de kolajen lazım. Onları desteklerken de tip 1 ve tip 3 kolajen karışımlarından istifade etmeniz en akılcı yol. Tendonların yani kasların kemiğe tutunduğu kiriş yapıların da yüzde 100’ü tip 1 ve 3 kolajenin karışımı. Bu nedenle tendon desteği olarak da yine tip 1 ve 3 karışımlarından istifade etmeniz en iyi olur.

Eklem kıkırdaklarını oluşturan kolajenin yüzde 60’ını tip 2 kolajen oluşturuyor.

Bu nedenle eklem kıkırdaklarına destek söz konusu olduğunda tip 1 ya da 3 değil, tip 2 kolajeni seçmeniz gerekiyor.

 

Kolajen Takviyesi Seçmenin Püf Noktaları

 

  1. Kolajen kaynağının doğru tercihi çok önemli. Sığır, deniz ürünü veya soya kaynaklı birçok çeşidi mevcuttur. Deniz ürünü olan kolajenlerin vücuttaki emilimi ve kullanımı daha iyi olmasına karşın civa içeriğinden dolayı daha çok sığır kaynaklı olanlar tavsiye ediliyor. Vejeteryanlar için soya kaynaklı ürünler de bulunmaktadır.
  2. İdeal takviye hidrolize, peptid kolajenlerdir. Yapılan çalışmalar ve rehberlerde kolajen takviyesi için günlük alım önerisi 10 gram/gün şeklindedir.
  3. Yuttuğunuz kolajen takviyelerinin daha çok emilebilmesi ve en yüksek biyolojik yararlanımın sağlanabilmesi için 3000 dalton civarında moleküler ağırlığı olan düşük molekül ağırlıklı kolajenleri tercih etmeniz de doğru bir seçim. Çünkü molekül ağırlığı çok yüksek olan kolajenlerin emilimi yetersiz, faydaları da sınırlı.
  4. Güvendiğiniz ve onaylı bir markanın takviyesini kullanmak takviyeler konusunda en önemli nokta.

 

Kolajen takviyeleri, besin güvenliği, son tüketim tarihi ve saklanma koşullarından kaynaklı olarak güvenilir bir marka ve güvenilir bir merkezden temin edilmeli. Güvenilir marka ve güvenilir bir kaynaktan sipariş vermek için tıklayınız.